TV’de Ben Böyle Şey Gördüm! (1) »
Yazan: Konuk Yazar Tem 5, 2008 Televizyon, Toplum | 0 Yorum
Yazar:
Zühre Meryem Kaya
Çocukluğumun kumandasız hatta siyah beyaz televizyon günlerinden hatırladığım -TRT günlerinden- yayının şimdiki gibi sabahlara kadar devam etmediği… Erkenden biterdi yayın. Bizde ailece İstiklal Marşı’nı izleyip o sevimsiz çınlama sesini duyana kadar ekran karşısında kalırdık. “Sadece bizim ev böyleydi.” diyeceğim ama hangi akrabamıza, tanıdığa bir dosta misafirliğe gitsek bu defa daha kalabalık bir kitle ile kapanışı izliyorduk. Yazının devamı
1 [?]

Bu sitenin bazı yorumcularında da gözlemlediğim olguyu Sivilay Abla -biraz kibar davranıp ‘kıvırtmak’ yerine ’sekiz olmak’ dese de- çok güzel tanımlamış:
Geçtiğimiz haftaiçi bir yandan Madımak katliamının 15.yılı anılırken bir yandan da cumhuriyet tarihinin belki de en önemli davasında çok kritik gelişmeler yaşandı.Ergenekon soruşturmasında yaşananlar “sonuna kadar” gidilebileceği yönündeki umutları tazeledi.Fakat 1 Temmuz sabahından itibaren bu olumlu süreç başlarken,hemen arkasından gelen 2 Temmuz da,Madımak katliamının anılması yine büyük oranda egemen zihniyetin arzuladığı yönde gerçekleşti.Geçen hafta aslında çok da ümitvar ol(a)madan “Madımak’ı devletin diliyle anmayalım” diye çağrı yapmıştım.Kara gün 2 Temmuz’un 15.yılı,istisnai değerli konuşmalar dışında,yine devlet diliyle anıldı,yine 35 insanımızın diri diri yakıldığı bu kara gün,bir gün önce gözaltına alınanların zihniyetiyle,Ergenekon çetesinin egemen söylemiyle anıldı…Neredeyse bazı kimseler Madımak katliamıyla,çete soruşturması gereği gözaltına alınanları aynı “haksızlık” ekseninde andı.Buna bizzat şahit oldum.Katliamı sözde anmaya gelmiş bu ya ahmak ya alçak zihniyet öyle bir kurgu kuruyor ki;Ortada “gerici-şeriatçı” bir yapı var,bu gerici yapı Madımak’ı yakıyor,Alevileri katlediyor,Ergenekon çetesi bağlamında gözaltına almaları yapan da aynı yapı.Sudan bahanelerle “vatansever” insanlar gözaltına alınıyor.Dün Madımak’ı yakanlar bugün de “Ergenekon tertibi”ni yapıyor…Utanmadan bunları bangır bangır söyleyerek katliamı sözde anmaya gelenler vardı orda.Böyle sapkınca ve alçakça sözler duydum ve açıkçası midem bulandı…Türkiye Alevi toplumu bunları haketmiyor,Aleviler bu acının,bu katliamın bu derece istismar edilmesine daha fazla dayanamazlar,dayanamalılar…
Yazar: Suzan Başarslan
BASINA VE KAMUOYUNA YAZILI BASIN AÇIKLAMAM
Dün Türkiye’de bir ilk gerçekleşti.
29 Haziran günü, İstanbul Gösteri Merkezi’nde mahşeri kalabalık Mustafa İslamoğlu Hoca’nın 525. son tefsir dersini dinlemek için toplandı. 1992 nin Ekim ayında İstanbul Fatih’te Fatiha suresinin tefsiriyle son derece mütevazı bir mekanda çok az sayıda kişiyle başlayan tefsir dersleri , onbeş yıl sonra binlerce kişinin katılımıyla (Televizyonları başındakileri de katarsak bu sayı çok daha fazla kuşkusuz) sona erdi.
Sunuş: Liberalizm 
Bazı emekli subaylar ve gazetecilerle beraber
Suzan Başarslan
Millet kavramının lügat manası gidilen yol demektir. Bu lügat manasından hareketle bu kavramın dini ve şeriat anlamı da söz konusudur. Zaten Kur’an-ı Muciz’ül Beyan’ın birçok yerinde, millet kavramı din ve şeriat anlamındadır, dolayısıyla Müslümanlar “Millet-i İbrahim’ kapsamına girer. Hâsılı Millet sözcüğü Kur’anda din anlamındadır, sonradan dini yönü göz ardı edilerek ulus anlamı yüklenmiş. Oysa Ulus bir inancı belirleyemez, sadece belli soydan
Yazar: Cahide Günay
2 Temmuz yaklaşıyor…Bundan 15 yıl önce 2 Temmuz günü Cumhuriyet tarihinin en karanlık,en utanç verici günlerinden biri yaşandı.Sivas’ın Madımak otelinde 37 kişi yakılarak,dumanlar arasında boğularak katledildi.Bu katliamın 15.yılında 5 büyük Alevi örgütü ve yine birçok sivil toplum girişimi geniş bir katılımla orada olacak,bu katliamı unutmamak ve unutturmamak için orada olacaklar.Ben de 2 Temmuz günü bir aksilik olmazsa orada olacağım.Ben de bu utanç verici katliamı toplum olarak unutmamıza,bu kıyım olmamış gibi yapıp yaşamaya devam etmemize tüm kalbimle itiraz ediyorum!
Röportaj: Neşe Düzel
Sunuş: Türk solu içinde bulunduğu güven krizine cevap olarak daha çok içine kapandı son yıllarda. Israrla özeleştiriyi reddetti ve dışarıdan gelen eleştiri ve önerileri de bir saldırı olarak görmeye devam ediyor.
Günümüz Türkiye’sinde Atatürk düşmanlığının her gün artan bir şekilde prim yapması ve başta siyasilerimiz olmak üzere basın yayın organlarının sıraya girmiş gibi bu yayınlara katılması, demeçler verilmesi üzücü ve oldukça ürkütücüdür. Sözde dini savunma amacı ile başlatılan bu gelişmeler; aslında tıpkı geçmişte olduğu gibi gelecekte de hem Türk ve hem de bütün İslam Dünyasını tehdit edecek şekilde ilerlemektedir. Siyasilerimizin, oy ve koltuk kazanma uğruna Türk toplumunun geçen 80-90 yıl içinde, Atatürk ilke ve İnkılâpları sayesinde kazandığı çağdaş gelişmeleri görmemezliğe gelip, 180 derecelik bir dönüşle geriye doğru koşmaya çabalamaları demokrasi ve özgürlüklere saygı duyan, aklı başında her Türk aydınını rahatsız etmektedir.
Dün çok ilginç, heyecanlı bir akşam yaşadık. Sadece biz değil, EURO2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı takip eden herkes için de enteransandı. Çünkü, bir kez daha A Milli Futbol Takımımız son dakikada attığı gol ile maçı çeviriyordu ki bu kez Panzerler, bizim Çeklere, Hırvatlara ve İsviçrelilere yaptığımızı, bize yaptı. Nöbetçi golcümüz Semih Şentürk’ün iğne deliğinden geçirerek attığı muhteşem golden sonra, bir çokları “Yine Türkler alacak bu maçı…” diye aklından geçirmiş olmalı. Ama o son dakikanın aslında 


