Main Content RSS FeedYazılar

Sergei Paradjanov Sineması ve ‘Sayat Nova’ »

Sergei Paradjanov, ayrıksı ve orijinal sinema diliyle kitleler tarafından çok izlenen bir yönetmen olmasa da, sanat olarak sinemanın en önemli isimlerinden birisidir. Batılı sinema eleştirmenleri tarafından çok iyi bilinen arkadaşı Tarkovsky’nin aksine, ne ülkemizde ne de Batı’da hakettiği ilgiyi görememiştir. Ancak Goddard, Antonioni, Tarkovsky, Pasolini gibi sinema sanatının dev yönetmenleri tarafından büyüklüğü takdir edilmiş, SSCB’de hapisten Luis Aragon, Elsa Triolet ve John Updike’nin yoğun çabaları sonucu çıkarılabilmiştir.

Kendi deyimiyle, Gürcistan’da yaşayan, Ukrayna’da film yapan, Sovyetler Birliği vatandaşı bir Ermeni yönetmendir Paradjanov. Yazının devamı

1 [?]

Kürd’ün adı anılmazdı,gerilla olmasaydı… »

 Resmi Kürtçe kanalımız TRT-6 açıldı…Güzel bir törendi gerçekten,izlerken ben de duygulandım… 

Uzun yıllar boyu Türk devleti Kürtçe diye bir dilin olmadığının ispatlanması için paralar akıttı,tezler,raporlar yazdırdı…İnsanlar,Kürt sözcüğünü sadece ve sadece cümle içinde kullandıkları için yargılandılar,ceza aldılar.Kürtçenin ve Kürtlüğün inkarı için herkesin bildiği çok acı ve feci olaylar yaşandı…PKK de bunun bir neticesi olarak doğdu,gelişti,serpildi ve kurumlaştı…Kürtlere yönelik inkar ve asimilasyon Yazının devamı

1 [?]

Film Gösterimi - 1984 (George Orwell) »

9 Ocak 2009 Cuma, 19.00-23.00

http://thinklab.typepad.com/btp1/images/2008/04/22/1984_movie_poster.jpg

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1984), George Orwell tarafından kaleme alınmış , gerçek hayattan esinlendiği hayali kişi ve sistemlere karşı yazılmış politik bir roman. Hikayesi   hayal ürünü kötü bir bir dünyada geçer. Anti-Ütopya romanlarının ünlülerindendir. Özellikle kitapta tanımlanan Big Brother (Büyük Ağabey) kavramı günümüzde de sıklıkla kullanılıyor.

Yazının devamı

1 [?]

İsrail bir boşluğu dolduruyor! »

www.geliboluyuanlamak.com

Gazze bir asır önce Osmanlı toprağıydı. İstanbul ne kadar Osmanlı ise Gazze’de o kadar Osmanlıydı. Ne zaman Gazze adını duysam adeta mini bir Çanakkale olan 1. ve 2. Gazze Muharebelerini , Ali Muhtar tepesini, Çanakkale’deki  başarılarını Gazze Muharebelerinde de tekrar eden birliklerden 125. Alay’ı hatırlarım…

Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı sırasındaki başbakanlarından Said Halim Paşa kadar kehaneti tutan başka bir devlet adamı yoktur herhalde. Merhum bu günleri görse herhalde sürekli haklı çıkmanın

Yazının devamı

1 [?]

İkna odaları kuran CHP’li Nur Serter ikna oldu »

CHP, İstanbul’da Sultanbeyli’den sonra, Tuzla’da da adayını açıkladı. CHP’nin Tuzla Belediye Başkan adayı, ANAP’tan CHP’ye geçen Cemil Ekşi oldu. Ekşi’nin adaylığının açıklandığı törende İstanbul Milletvekili Nur Serter, partiye yeni katılan türbanlı bir üyeye rozetini taktı. Prof.Dr. Nur Serter, İstanbul Üniversitesi’nin türbana karşı tavizsisz tavırıyla tanınan eski rektörü Kılıçdaroğlu’nun yardımcılığını yapmıştı. Serter o dönemde türban yasağının uygulanması konusunda sert önlemler alınmasında önemli rol oynamıştı. Prof. Serter, üniversitenin giriş kapısına kurdurduğu okula yeni kayıt yaptıran türbanlı kızların başlarını açmaları için ikna odaları kurmuştu. Yazının devamı

1 [?]

İnsanların ten renkleri farklı olsa da gözyaşları aynıdır »

“Bizi acılarda akraba ettiler”…

Böyle diyordu Rakel Dink, Hrant’ın katlinin yıldönümünde… Ve devam ediyordu: “Maalesef yasta kardeşlik de bugün cesaret istiyor. Ama asıl yaşamak cesaret ister, umut cesaret ister, adalet cesaret ister kardeşlerim.”

Acının yaşanmasına ve paylaşılmasına bile tahammül edemeyenler, Hrant’ın ölüsünden bile korkanlar sağda solda hâlâ tehditler savuruyorlar. Hrant’ın adını ananlara nefretlerini kusup, korku salmaya çalışıyorlar.

Ama beceremiyorlar. Hrant’ı öldürerek ulaşmak istedikleri korkular dünyası hayali gerçekleşmiyor bir türlü. 19 Ocak günü Agos’un önünde onbinler toplandı.

O gün Agos gazetesinin önündeki törenden sonra, Taksim’e doğru yürürken birisi yanıma geldi ve “Ben din dersi öğretmeniyim… Ben de törendeydim.” dedi. Sonra durdu ve ekledi: “Anlatabildim değil mi, ne demek istediğimi?”

Evet, anlatabilmişti… Çok iyi anlatmıştı ne demek istediğini… Yazının devamı

1 [?]

TRT Kürtçe Konuşuyor »

 

Sunuş : Değişmeyen tek şey değişimdir. Resmî tarihi, resmî ideolojileri, kamusal alanları halka dayatan rejimler ancak devlet terörü yaparak, kan ve göz yaşı fiatına varlıklarını –o da kısa bir süre için- sürdürebiliyorlar. Gerçeğin coğrafyasına aykırı tezler eninde sonunda aşınıp yok oluyor.

 

 İster seçim yatırımı olsun isterse bir insan hakları hamlesi, TRT’nin Kürtçe yayını bazı şeylerin değişmekte olduğuna bir işaret. Normalleşme yolunda geri dönülmesi zor bir noktaya demir attı Türkiye. Bu hafta ilk defa sayfalarımızı açtığımız konuk yazar Adil Yapar tam da bu konuya değiniyor. Yakın tarih ve cumhuriyet konularındaki fikirlere bazı itirazlarımız olsa da olayların perde arkasına bakan bu yazıyı beğendik ve ilginize sunuyoruz.

 MY

 

 

Umutlandıran gelişmeler (Yazar: Adil Yapar)

 ”Yes, we can!” - bu slogan Kenyalı siyahî bir baba ile İrlanda asıllı beyaz bir annenin çocuğu olan Barack Hussain Obama’nın Amerikan Başkanlık seçimleri yarışına eşlik eden ve vaat edilen değişimden ziyade, ‘Evet, biz bir zenciyi başkan seçebilecek olgunluktayız. Biz bunu yapabilecek bir seviyedeyiz.’ anlamını da içerleyen bir ifadedir. Açıkçası, Yazının devamı

1 [?]

Rasim Ozan Kütahyalı Kanal T’de »

Sabah Gazetesi Yazarı Mahmut Övür ve Rasim Ozan Kütahyalı her hafta politika gündemini konuklarla yorumluyor. Bugün 17.30da Kanal T’de… 

 

 FREKANSLAR

TURKSAT 3A
FREKANS : 12685
S/R : 30000
5/6 HORIZONTAL
D SMART : 157. KANAL
DIGITURK : 51. KANAL

1 [?]

Sitemizdeki Teknik Sorunlar »

Derin Düşünce yeni yıla yeni bir altyapı ile girdi. Daha güçlü bir sistem üzerinde taşındık. Bu taşınma okuyucularımıza her hangi bir rahatsızlık vermemeliydi ama elimizde olmayan bazı nedenlerle kimi yorumlar yayınlanmadı ya da silindi.

 Önümüzdeki 48 saat içinde bu yorumları yeniden yükleyeceğiz.

Yayınlanmamış yorumlarınızı ilgili sayfanın altına yeniden ekleyebilirsiniz.

Eğer herhangi bir aksaklık görürseniz bize aşağıdaki detaylarla birlikte bildirmenizi rica ediyoruz:

  • 1) Yaşadığınız şehir,
  • 2) Kullandığınız işletim sistemi (Windows, MAC ve versiyonu)
  • 3) Kullandığınız tarayıcı (internet explorer, FireFox, Opera, …)
  • 4) Arızanın ortaya çıkış koşulları ve ayrıntılı bilgi.

 Saygılarımızla

1 [?]

Suç Tevrat’ta mı? »

Tıpkı Lübnan’a yapılan saldırıda olduğu gibi İsrail’in bu bedava(!) vahşetini analiz etme gayretindeki bazı aydınlar Yahudi dininin yazılı kaynaklarında açıklamalar arıyorlar. Bu arayışın iki sebebi var:

  • 1) Bebek öldürmekten İsrail’in nasıl bir fayda sağlayabilir? Hıç.
  • 2) Yahudi referansları gerçekten de korku filmlerini aratmayacak ayrıntılarla dolu.

 Ancak bu ikisini alt alta toplayıp eşittir İsrail vahşeti diyebilmek için Yazının devamı

1 [?]

Körleşme »

Elias Canetti’nin en önemli eseri olan “Körleşme; alm:Die Blendung; ing:Auto-da-Fe” 20.yy’ın en önemli romanlarından birisidir. 1931 yılında, 26 yaşındayken tamamladığı roman birçok açıdan Canetti’nin “Kitle ve İktidar” adlı toplumbilimsel araştırmasıyla da ilişkilidir.

Roman hakkında yazdığı bir denemesinde Canetti “Günün birinde dünyanın artık bundan önceki romanlarda olduğu gibi, başka bir deyişle tek bir yazarın bakış açısından yazılamayacağını düşündüm; parçalanmış bir dünya vardı artık ortada, ve ancak onu bu parçalanmışlığı içerisinde sergileme yürekliliği gösterildiği takdirde, bu dünyaya ilişkin doğru bir tasarımın verilmesi de söz konusu olabilirdi. Ancak, bu, okunduğunda hiçbir şey anlaşılmayan, kaosu andıran bir kitap yazılması anlamına gelmiyordu. Tam tersine, yapılması gereken, olabildiğince tutarlı bir biçimde, olabildiğince sivri tipler, bu dünyayı oluşturan türde bireyler bulmak ve bu bireyleri farklılıkları içerisinde göstermekti…” diye yazmıştı.

İki dünya savaşı arasındaki Weimar Cumhuriyeti, modernizmin can çekiştiği, dünyanın parçalandığı Yazının devamı

1 [?]

Gazze’den kendimize bakmak »

Adorno “Auschwitz’den sonra şiir yazılamaz” derken, Auschwitz’de kurban olanların bugün cellat olduğunu görseydi ne hissederdi acaba? Ya Benjamin, Nazilerden kaçarken, yakalanacağını anlayınca intihar eden Benjamin? Öteki ile kurulacak ahlaki ilişki üzerine yazıp durmuş Levinas ne düşünürdü bugün Gazze’yi bombalayan soydaşlarını görseydi? Levinas’ın, İsrail’in 67’deki işgaline hiçbir karşıt şey söylemediğini, bu konuda tek kelime dahi yazmadığını biliyoruz gerçi; ama bugün bombalanan Gazze’de ölenleri canlı yayında görseydi, herhalde yeni bir “ötekilik” teorisi kurması gerekirdi.

Gazze, Auschwitz kurbanlarının torunları tarafından iki yıldır tam anlamıyla bir açık hava hapishanesi haline Yazının devamı

1 [?]

Gazze’de Zulüm Şenliği »

Ortadoğu siyasetinin kâbesi Filistin’in Gazze kesimi yeniden İsrail’in saldırı altında ve yüzlerce ölü var. Büyük bir hapishaneye dönüştürdüğü Gazze’yi ve habire vuruyor ve aşağılıyor İsrail gardiyanı.. yakıyor, yıkıyor… Gazze halkını açlık, sefalet, korku, sürgün ve ölüm ile terbiye ediyor İsrail. Nazilerden öğrendiklerinin, gördüklerinin daha kötüsünü Filistinlilere uyguluyorlar kendi cellatlarının işbirliği ile… Deir Yasin, Sabra ve Şatila  katliamları, Lübnan’ın işgali, Filistin’in Filistinlisizleştirilmesi…Hep tanıdık manzaralar; kolları taşlarla kırılan Filistinliler, hedef alınılarak vurulan çocuklar, işkence, evlerin yıkılması, gözyaşı, çığlık, dikenli teller, duvarlar, tanklar, hava saldırıları, sürgün, korku ve ölümün zaferi..  

Tüm uygar dünyanın! gözleri önünde bir katliama devam ediyor İsrail. Gazze yeniden enkaza ve kabristana dönüştürüldü. İsrail’in onca yıldır uyguladığı terör ve gerçekleştirdiği işgal, Filistin toprakalarını Filistinliler için yaşanılmaz bir ölüm ve korku ülkesine dönüştürdü. Ve bu terör politikası ile israil, Filistinlillere dünyanın gözleri önünde sistematik olarak soykırım yaparken, Yazının devamı

1 [?]

Mısır hükümetine çağrı »

Armoiries de l'ÉgypteBuluşan kadınların Mısır hükümetine yönelik yeni metni:

Sayın Ekselansları Bayan Iman Mostafa A.AHMED,

 Çok yakından bildiğiniz gibi 17 aydır kalın duvarlarla dünya ile bağlantısı kesilen Gazze son bir aydır elektrik de verilmemesi sonucu adım adım bir soykırıma doğru gidiyor. Hastahanelerin yaşam destek üniteleri çalışmıyor. Fırınlar ekmek üretemiyor. Mısır’ın da sınırını kapattığı Gazze halkı yiyecek ve ilaç bulamıyor. Bizler  sınır kapılarını kapatarak yaşanmakta olan felakete ortak olan Mısır Hükümeti’ne şahsınızda soruyoruz: Gazzeliler, neden aç bırakılıyor, neden en temel sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor, neden en temel insan haklarından mahrum bırakılıyor, neden tecrit ediliyor? Gazze neden büyük bir hapishane? Yazının devamı

1 [?]

Üç Tarz-ı Siyasetin Üç Tarz-ı Kürdü »

Genç Türkiye Cumhuriyeti, kuruluş döneminde uluslararası statüye kazandırdığı vatan sınırları içinde, yüzü batıya dönük bir ulus/hayali cemaat inşa/icat etmeye çalıştı. Kendi seküler cemaatini, Türk ulusunu, bir bedene kavuşturma ameliyesine girişti ve bu amacı gerçekleştirmek için tüm ideolojik aygıtlarını seferber etti. Bunların yetmediği yerde Türkleştirme işlemleri silah ve süngü ile Yazının devamı

1 [?]

Mevlana Celaleddîn-i Rûmî Üzerine »

Şeb-i Arûs törenleri, dünyanın bütün karmaşası içinde tek bir gerçekliği görebileceğimiz bir imkânı ortaya koyması açısından çok önemlidir. Bu gerçeklik ölüm gerçeğidir. Ölüm ise insanın hayatını anlamlandırmak için bir çıkış noktası demektir. Ölüm olmadan hayat anlaşılamaz. Mevlânâ, yüzyıllar sonra bile kendi vuslatıyla, hepimizi ölüm, hayat ve bütün bunların sahibi Allah üzerine düşünmeye

Yazının devamı

1 [?]

30. yılında Maraş Alevi kıyımı… »

Cumhuriyetimizin tarihinde çok sayıda dehşet verici olay var… Fakat şahsen düşündüğümde, beni en çok dehşete düşüreni Maraş Alevi kıyımı olayıdır… Bu feci katliamın 30. yılındayız. Bu katliam da birçok benzeri gibi yapanların/ yaptıranların yanına kâr kalan bir utanç vesikası olarak geçti tarihimize…

Bu devlet,1923-27 döneminde tek parti diktatörlüğünü kurmak için apaçık bir terör devleti politikası Yazının devamı

1 [?]

Türküm, Doğruyum, Doğuştan Suçluyum! I’m Sorry. »

Anadiliniz dışında bir dili öğrenirken en büyük zorluk kendi dilinizde olup da yeni dilde bulamadığınız karşılıklardır. Meselâ “Amcam dayımı çok sever” cümlesini Fransızcaya (ya da İngilizceye) tercüme etmek isteseniz hem amca hem de dayı anlamına gelen “oncle” kelimesini iki kez kullanmanız gerekir. Cümle anlamını kaybeder. Benzer şekilde ablamın kocası, karımın ağabeyi ve baldızımın kocası için ayrı ayrı kelimeler yoktur Molière‘in dilinde.

Akraba ilişkilerinin ve toplumsal bağların önemli bir rol oynadığı ülkemizde kullanılan dilin bu bakımdan daha zengin olması şaşırtıcı değil elbette. Örneğin geçmiş olsun, başın sağ olsun, afiyet olsun, vb ifadelerde Türkçe birçok batı dilinden daha zengindir.

İngilizceden örnek verecek olursak “I’m sorry” (=üzgünüm) sihirli bir kelimedir adeta. Adamın ayağına basarsınız, sorry dersiniz. Arkadaşınızın ayağı kırılmıştır, sorry. Kanser olur, 6 ay ömrü kalmıştır, sorry. Babası ölür sorry. Tabi çok nazik / resmî bir biçimde başsağlığı ifadeleri de vardır ama bu defa soğuk kaçar, mesafe koymuş olursunuz.                                                                                                                           

Türk tarihinin Yazının devamı

2 [?]

Bush’a en güzel veda… »

1 [?]

Hürriyet çetesi’nin Türkiye nefreti »

Hürriyet bunu neden göze alıyor? (Alper Görmüş)

Ergenekon davasında hafta içinde çok önemli iki gelişme yaşandı: Veli Küçük’ün savunması ve Yargıtay’ın Danıştay saldırısı ile Ergenekon arasındaki bağa işaret eden yeni kararı… gazetesinin bu iki gelişmeyi nasıl haberleştirdiğini gördükten sonra Yazının devamı

1 [?]